open air

Avrupa’da dikimi yasaklanan fidanlar Ukrayna’da kullanıldı.

 

Canlı bir bitkinin kalitesi nedir ve ne ile ölçülmeli? Herhangi bir alıcının görsel beğenisiyle endüstriyel bir bahçe kurulumunda kullanılacak fidanların seçimi yapılabilir mi?
Ukrayna Tarım Bakanlığı tarafından asgari büyüklüğü 1.42 hektar olan endüstriyel bahçelere destek verileceğine dikkatinizi çekmek istiyorum. Endüstriyel bahçeler ve tarım arazilerinin büyüklük farkının tanımlanmasında açık ve anlaşılır bir tanımlama yoktur ve bu fark sadece amaçlanan hedeftedir. Bir tarım arazisi bir ailenin ihtiyaçlarını karşılayacak verimi sağlamalıdır. Bir endüstriyel bahçe oluşturulması durumunda bu bahçede üretilen ürünlerin pazarlanmasından gelir elde edilmelidir. Bu nedenle bahçeyi oluştıran çiftçi için kar garantisi alması ve bahçenin ilk kurulumundan ilk hasada kadar olan süreçte oluşabilecek muhtemel riskleri en aza indirgemek çok önemlidir. Çiftçilere bu garantiler verilmeli ve bu garantilerle ilgili birileri sorumlu olmalıdır. Ukrayna’da çiftçilere bu garantiyi verme sorumluluğu, yetkilendirdiği kişiler aracılığıyla fidan üretimini kontrol etmelerini sağlayan devlettedir. Fakat kim neye ve kime ne, için teminat verecektir ve kim ne kadar sorumlu olacaktır? Bütün bunları tanımlamak çok önemlidir.
Başlangıç olarak bu konunun biyolojik yönünü düşünebiliriz. Teorik olarak, endüstriyel fidanlar üretmek için tek bir örnekten belirli özelliklere sahip aynı fiziksel yapıda, aynı ebatlarda ve aynı lezzette ürünler verebilen birçok fidan üretilebilmelidir. Başlangıçta bu basit görülebilir ama biz 10-20 adet fidan üretiminden bahsetmiyoruz. Başlangıçta bir ana fidandan 15 adet yavru fidan alındığını düşünelim, aynı ana fidandan 15 yavru alarak çoğaltıldığında işler kolaydır fakat ana fidanların çeşitleri arttığında işler daha karmaşık bir hale gelebilir. Örneğin; 3 ayrı ana fidandan 15’er tane yavru alındığını düşünelim, bu durumda alınan çok sayıda yavrunun birbiri arasında karışma ihtimali artacaktır. Kendi arasında karışan yavru fidanlardan elde edilen yeni fidanlardan alınan örneklerle devam eden üretim sürecinde tek bir çeşitten bahsetmek mümkün olmayacaktır. Bu süreçte ana fidan da yaşlanacağı için ondan tekrar alınan örneklerle yeniden temiz bir ırk oluşturma çabasında ise ana fidan yaşlanmış olacağı için üretilen yavru fidanların da yaşam süreleri nispeten kısalacaktır. Ana fidan yaşam süresini tamamlayıp ortadan kaybolduğu zaman ise elimizde temiz bir örnek kalmamış olacaktır. Bu karmaşık üretimin en kötü yanlarından birisi ise endüstriyel bahçeler kurulup, fidanlar büyüyüp onlardan ürün alınana kadar bu karmaşıklığın tespit edilebilmesinin mümkün olmamasıdır. Elbetteki yatırımcılar için bu durum negatif sonuçlar doğuracaktır. Tarım alanına yatırım yaparak meyve üretmeyi hedefleyen yatırımcılar için kumar oynamak anlamına gelecek bu politika değiştirilmeli ve laboratuvar ortamında ırk ve enfeksiyonlar bakımından sağlıklı fidanlar üretilmeli ve çiftçiler hangi türe yatırım yaptığını ve gelecekte hangi tür ürün alacağını baştan bilebilmelidir. Başka bir deyişle yatırımdan başlayarak üretim sürecinin tüm aşamaları kontrol altında tutulmalı, akılcı ve garantili üretimler yapılabilmelidir. Günümüzde bu, biyoteknolojik yöntemlerle üretim yapan laboratuvarlar sayesinde mümkündür. Bu durum yatırımcılar için olduğu kadar onlara kredi sağlamayı düşünen bankalar için de ve yatırımları teşvik etmek isteyen kurumlar için de önemli bir adım olacaktır.
Biyoteknoloji imkanlarıyla yapılan üretimi aşamalara ayırabiliriz. Birincisi üretilmesi planlanan fidanları DNA testleriyle ırk kontrolüne tabi tuttuktan sonra laboratuvar ortamında değişiklik iklim koşullarına uygunluğu ve üretilebilecek muhtemel ürün miktarı ve kalitesinden emin olunduktan sonra belirlenen örnek fidanın çoğaltılması suretiyle üretilmesidir. İkinci aşama ise üretilen fidanların fidanlıklarda sağlıklı bir şeklide geliştirilmesi ve gelişme aşamalarında testlere tabi tutularak orjinalliklerinden emin olunmasıdır. Bu süreçte fidanların orjinalliklerinin korunması ve herhangi başka fidanlarla karıştırılmaması garantili ve sertifikalı fidan satışı için çok önemlidir. Üretimin tüm aşamalarında aslına sadık kalınması hedeflenmelidir. Halihazırda birçok ülkede uygulanan sertifikasyon sistemi örnekleme metoduyla yapıldığından %100 garanti sağlamamaktadır. Fidanlıklarda açık alanlarda yetiştirilen fidanlar için hastalıklardan uzak, sağlıklı bir ortam sağlanması zorunludur. Fidanların birbirlerine hava yoluyla enfeksiyon bulaştırabilmeleri mümkün olduğundan üretimin bu aşaması zor ve karmaşıktır. Sertifikasyon görevlileri bu aşamada fidanları örnekleme yöntemiyle seçerek DNA kontrollerine tabi tutarlar ve seçilen örneklerin durumuna göre uygunluk onayı verirler. Örneğin 15 bin civarında bir fidanlık için seçilen 3-5 adet örnek üzerinde yapılan bu kontrol hiçbir zaman %100 garanti anlamına gelmeyecektir. Açık alanda toprak üzerinde yapılan fidan üretiminde tüm ürünlere garanti verilebilmesi için tüm ana fidanların test edilmesi gerekir. Basit bir örnek verecek olursak, bir ana fidanın test maliyeti yaklaşık olarak 50 dolardır ve bir ana fidan yaklaşık 15 genç fidan veriri. Bu da fidan başına sadece test maliyeti olarak yaklaşık 3 dolar demektir. Bu da, 3 doların altında satılan hiçbir fidan için garanti verilemeyeceği anlamına gelir. Bu maliyetin yüksekliği ise usulsüz veya kalitesiz üretime zemin hazırlamaktadır. Laboratuvar ortamında yapılan invitro üretiminde ise tek bir çeşit fidan üzerinde çalışıldığı ve başka türlerle karışma ihtimali olmadığı için bir fidanın üretim maliyeti yaklaşık 1 dolardır.
Fidan üretiminde kullanılması gereken kapsamlı analiz maliyetlerinin fidan üretim maliyetlerinden yaklaşık 10 kat daha fazla olması gerçeğinden hareketle Ocak 2017 tarihinden itibaren avrupada geleneksel yöntemlerle üretilen fidanların yeni kurulacak endüstriyel bahçeler için anaç olarak kullanılmasını yasaklayan bir yasa yürürlüğe girmiştir ve hemen hemen tüm avrupa laboratuvar ortamında in vitro üretimine geçmiştir.
Eski bir bahçeden alınan veya kendi ağacından düştükten sonra yetişmiş bir fidandan diğer fidanların çok küçük farklılıklarını görsel olarak ayırabilmek neredeyse imkansızdır ve bu fidanların menşei de geçerli bir kanıt olamayacaktır. Görsel olarak ayrılabilecek tek fidan türü laboratuvar döneminden sonraki ilk yıllında olan ilk jenerasyon in vitro fidanlarıdır. Bu bitkilerde hiç toprak izi yoktur (steril laboratuvar koşullarından hemen sonra, toprakla hiç temas etmeden kartuşlar ve sonrasında saksılar içerisinde uygun materyaller üzerinde gerekli besinler ve nem koşulları sağlanarak üretilmişlerdir), kapalı bir kök sistemine sahiptirler ve dikkatinizi çekmek isterim ki, ülkeler arasında topraklı fidan ihracatıyla ilgili yasaklardan dolayı fidan ihracatı açık köklü ve yıkanmış olarak yapılmaktadır. Bu açık köklü fidanlar yetişme süreci boyunca toprakla temas halindedirler ve belgeler haricinde yeterli menşei kanıtları yoktur. Fakat in vitro fidanları diğerlerinin aksine üzerlerinde hiç toprak izleri olmadığına dair ihracat için zorunlu olan testler yapıldıktan sonra yetiştirildikleri materyaller içerisinde kapalı kök sistemi ile ihraç edilebilirler. Bu yüzden, ithal edilmiş fidanlar için ilk dikkat edilmesi gereken şeyler kapalı kök sisteminde olmaları ve üzerlerinde hiç toprak kalıntısı olmamasıdır.
Avruda’da uygulanmaya başlanan fidan ihracatına dair yeni yasadan sonra Avrupa’da daha önceden üretilmiş olan kalitesi ve menşei şüpheli fidanlar daha uygun fiyatlarla yasaların üreticileri yeterince korumadığı Doğu Avrupa ülkelerine satılmaya başlanmıştır. Bireysel olarak bu fidanlara yapılacak yatırımların risklerinden korunmanın yolu ise öncelikli olarak fidanların üretim temeline dikkat etmek ve öncelik temassız üretim teknolojisine verilmelidir. Temassız üretim teknolojisi çiftçilere fidanların sağlıklı ve güçlü bir şekilde ulaşmasının garantisini vermektedir. Temassız üretim teknolojisi ile üretilen fidanların dikimi yapıldıktan sonra hemen toprağa uyumu gerçekleşir ve fidan hızlı bir şekilde büyümeye başlar. Bu endüstriyel fidancılığın temelini oluşturur ve bundan sonra çiftçilerin yapması gereken, dikimi yapılan fidanları geleneksel olarak korumak ve büyütmektir. Unutulmamalıdır ki, finans kuruluşları veya devlet çiftçilere yatırımlar için krediler veya hibe krediler sağlamakla birlikte, kurulumu yapılan endüstriyel bahçelerin verim ve kar etme sorumluluğu sadece çiftçilerin üzerindedir.